ABDULLAH ÖCALAN’IN SUÇU NE?

Acaba, Türkiye’deki siyaset sahnesinde olup bitenlerin mantıktan uzak oluşu bir yana, değme mizah yazarlarına taş çıkartacak ve hatta onların hayal güçlerini aşacak derecede komik ve dahası acı olduğunun farkında olan hiç mi kimse yok!?.

Bugün hiç kimsenin sormadığı, ama mutlaka sorulması ve irdelenmesi gereken soru şudur:

“Abdullah Öcalan’ın suçu ne?”

Bu soru üzerinde duracağız; ancak önce, yıllardır (ve seçim öncesi olması nedeniyle de özellikle son birkaç aydır), şu PKK meselesi üzerinden kopartılan fırtınalara ve siyasi rant kavgalarına bir bakmak lazım…

Analar ağlamasın…

Artık bu kan dursun…

Ülkeyi böldürmeyeceğiz…

Şehitlerin kanları yerde kalmayacak!..

Kürt açılımı ile kavga bitecek, barış gelecek…

Başbakan ihanet içinde…

Birileri kavganın devamını istiyor…

Bilmem kaç onyıldır, bu ve benzeri söylemlerin adeta bini bir para…

1984 yılından bu yana;

Analar ağlıyor…

Kan oluk gibi akıyor, durmuyor…

Ülke bölünmenin eşiğine geldi, en beklenmedik insanlar bile “Yeter artık, bölelim gitsin!” demeye başladı…

Şehitlerin kanları 26 yıldır yerde, ne zaman kalkacağı belli değil…

Kürt açılımı, söylemden ileri gitmiyor; barışın geleceğinden ise kimsenin umudu yok!

Başbakanı ihanetle itham ise edenler bir çözüm önermiyor!

Birileri kavganın devamını istiyor, belli; ancak, o “Birileri kim?”, bunu bilen de, açıkça söyleyebilen de yok!..

Gelelim şimdi Abdullah Öcalan’ın suçuna!

Çok kabaca ifade edilecek olursa, “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçuyla itham edilen ve 1984 Eruh baskınından itibaren PKK teröründen dolayı 30 bin kişinin ölümünden sorumlu tutularak, Türk Ceza Kanunun 125. Maddesine göre “Vatana İhanet” suçlaması ile yargılanarak, önce “idam” cezasına çarptırılan (29.06.1999), sonra da cezası “ağırlaştırılmış müebbed hapis”e çevrilen ve İmralı adasındaki “özel” cezaevine konulan Abdullah Öcalan’ın durumuna bir de şu açıdan bakalım:

Abdullah Öcalan’ın, adam öldürdüğü ya da kanunda suç olarak tanımlanan herhangi bir suçu “bizzat” işlediği yönünde herhangi bir iddia var mı; hayır, yoktur! Öcalan’a yönelik tüm suçlamalar, “terör örgütü kurmak ve yönetmek” üzerine kuruludur.

Kenya güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınıp, Türk güvenlik timine teslim edildiği güne kadar (15.02.1999),  örgütü Öcalan yönetti…

Peki, o günden bu yana geçen 12 yılı aşkın süredir PKK’yı kim yönetiyor?

Elbette ki Öcalan!

Şimdi şöyle düşünelim: Mesela bir kişi, “adam öldürmek” suçundan dolayı yakalanmış ve yargılanıp mahkum edildikten sonra cezaevine konulmuş olsun. Ve bu kişi, hükümlü olarak bulunduğu cezaevindeyken de aynı suçu işlemeye devam etsin! Böyle bir durumda, “Bu adam zaten cinayet suçundan hükümlü bulunuyor, öyle ise, mahkumiyet kararının verildiği tarihten sonra işlediği cinayetlerden yeniden yargılanmasına gerek yok.” mu denilecek?

Yani, adam, mahkum olduğu suçu işlemeye devam edecek, ama bir daha yargılanmayacak, öyle mi?

Yoksa Türkiye’de, “bir suçtan mahkum olduktan sonra, kişiye o suçu sürekli olarak işleme hakkını veren” bir hukuk anlayışı yürürlükte bulunuyor da bizim mi haberimiz yok!?.

Madem bu anlama gelebilecek bir kanun yok, öyleyse, Abdullah Öcalan İmralı’dan örgütü yönetmeye nasıl devam edebiliyor; dahası, nasıl oluyor da, örgütün 1999’dan bu yana işlediği suçlardan sorumlu tutulmuyor!?.

Başta politikacılar olmak üzere, Türkiye’de konuyla ilgili tüm taraflar, vatandaşın kanı üzerinde böylesine pervasızca bir kayıkçı kavgası yapıyor ve millet de aval aval bunu seyrediyor ya…

Pes doğrusu…

Bu yazıyı e-posta ile gönder Bu sayfayı yazdır PDF olarak kaydet

Yorum yapın

YORUM (Yayınlanır)

Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.